Bir Kul, Biraz Kül

Hiç yazmadığım kadar uzun yazıyorum artık. Anlamıyorlar dinlemiyorlar.
Haykırıyorum cümlerimi avazım çıktığınca. Ezberimden değil, gönlümden okuyor, sol elimle yazıyorum. Sağını bırakmıştın ya terliyken ayaları, tutmamıştı ya gönlünde aşkın mayaları.
Can yanmadıkça , dolmuyor kalemime meşrebimin mürekkebi. Doldukça yazıyor, dondukça ısıtıyorum terli avuçlarımda. Hiçbir kalem boşa yazmıyor. Ne kalemin var, ne de mürekkebin, nerden bilesin !

Can yaktıkça olmuyor, bize can yakmak düşmüyor. İçimizdeki ateşi, damla damla akan tuzlu sular söndürüyor sadece. Etrafa savrulan küller, zamanla kayboluyor, unutuluyor. Külün altı sıcak kalıyor, sen yeter ki bi üzerinin tozunu alasın.

Alıyorsun da tozunu, bakıyorsun sönmüş mü ateş ? Rahat etsin o vicdan, bir kere yandı bu insan. Kül’den kül olmuyor . Kul’dan kul olmuyor insana. Rabbi unutuyorsun, günahkarsın biliyorsun.

Tövbe ediyor, tutamıyorsun. Her dafasında aynı filmde aynı senaryoda başrolde oynuyorsun. Çünkü sana yakışıyor oynamak.

Olmaz böyle kadın, insan kandıramaz kendini böyle. Taç ettikçe başa, can yakılmaz ki boşa !

Karadan gelecek gemiyi beklemek gibi benimkisi. Fatih’i benim bu toprakların, sadece denizler seninkisi.Kendi içinde kaybolduğun denizler senin. Suyun üzerinde yüzen gemiler senin, karalarda yürüyenlerse benim. Bu yüzden, bildiğini sanırsın da bilemezsin…

Ah benim Yüce Rab’bim, gözlerinde görmesem seni, yazmazdın elbet kaderine beni.Sen’den gelen başım üstünedir, bilsin artık şunu

Kadir, 16.03.2013

Bir Kul, Biraz Kül

Bir Kul, Biraz Kül İçin Yorumunu Yaz

den
Please enter your comment!
Please enter your name here

*