Kirli Sakallar, Kibirli Bakışlar

kibirli-bakışlar
Ne eski şarkılar kaldı, ne de şarkıların anlattığı hikayeler.Eskiden deniz olan yerlerde, deniz kıyısında bir bankta buluşup oturan insanlar, şimdilerde kuytu kafe köşelerinde, kendi seslerini duyamadığı, gerçekten müzik dinleyip, ruhunun biraz olsun rahatladığını sandığı yerlerde buluşuyor.

Mesela sahildeki balıkçı barınağına artık sadece ayyaşlar gidiyor. Dalgaların sesini geceleri onlar dinliyor. Yosun kokularıyla onlar uyuyor geceleri. Belki bir battaniyesi, bir de üstündeki elbise var. Ama kimseye muhtaç değil.Ciğerine kadar işlemiş yalnızlık kocaman bir kaya gibi ve bu adam üzerindeki bu kayayı paramparça edip, bütün sahile dağıtmış kadar rahat.

Eli yüzü kir pas içinde kapkara. Yüzene bakan, sanki ekşi elma yemiş gibi buruşturuyor suratını.Sakalları uzamış.Ama gözleri hep aynı bakıyor, umutla. Bazen balıklarla konuşuyor, bazen paramparça ettiği taşlarıyla.

Kirli sakallar, kibirli bakışları korkutuyor bazen. Cebindeki parasından korkuyor, alacaklar diye.Bilmiyor ki, bu sahilde para geçmiyor bile…

Belki o adam senin benimsemediğin sevdayı benimsemiş.İçine dert etmiş. Derdi kedere katmış, kederi kadare. Kader de Kadir’i bulmuş, tutmuş yüzene yüzüne vurmuş….

Kadir,  5 Temmuz 2013

Kirli Sakallar, Kibirli Bakışlar

Kirli Sakallar, Kibirli Bakışlar İçin Yorumunu Yaz

den
Please enter your comment!
Please enter your name here

*